Takip pıtırcıkları

30 Ocak 2011 Pazar

Son günlerde paylaştığım yazılara bakıyorumda ne kadar duygusal wıcık wıcık şiirler sözler ama ben sewiyorum hayata uygulanmasa yüzeysel olsa çoğu şey daha az acı wersede bunları öğrenmek istiyorum.Son 3 aydır aklımda gezinen soru ben ne yapıcam ne işle paramı kazanıcam ve ne katabilicem bi yereki bunun karşılığında bişi alıcam çok garip geliyo bu bana kimi zaman hiç bir başarı elde edemediğimi düşünsemde (ki bunun doğruluk payınıda somut hiç bir başarının olmaması gösteriyor.) gerçekten hedeflerimi yapamadıktan sonra mutlu olamıycam bundan eminim okulum bitene kadar dili halletmek ortalamamı en azından mastera başwurabilecek dereceye getirmek kendimi fiziksel olarak saç olabilir bir değişiklik yapmak çoğu filmi bitirmek çoğu kitabı  okumak istiyorum en korktuğum şey 30 yaşına gelmiş çocuk yapmaya karar vermiş ama hedeflerini gerçekleştirememiş kendini sewmeyen bir insan olmak.Hayatın ozamanalarında da en yakın arkadaşımı istiyorum yanımda ailemi tabiykide bide işte tam burda mutlu olucam ..

sevgilerde

SEVGİLERDE

sevgileri yarınlara bıraktınız
çekingen, tutuk, saygılı
bütün yakınlarınız
sizi yanlış tanıdı
bitmeyen işler yüzünden
(Siz böyle olsun istemezdiniz)
bir bakış bile yeterken anlatmaya herşeyi
kalbinizi dolduran duygular
kalbinizde kaldı
siz geniş zamanlar umuyordunuz
çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek
yılların telaşlarda bu kadar çabuk
geçeceği aklınıza gelmezdi
gizli bahçenizde
açan çiçekler vardı
gecelerde ve yalnız
vermeye az buldunuz
yahut vakit olmadı
                       Behçet necatigil

29 Ocak 2011 Cumartesi

27 Ocak 2011 Perşembe

aklımda bulunsun


yapılması gereken okunamsı gereken okadar çok kitap var ki.Bu filmide ilk kez duydum izlemem gerk!

ola bauer,philippe djian,tolstoy okumam gerek

"...neredeyse tum umudumu yitirmistim, dunyaya karsi duydugum tiksinti ona karsi duydugum sevgiyi bastirmisti, kimi zaman tum bir gun tek sozcuk soylemeden oylece kaliyordum, bellegim artik cocuklugumla ilgili olarak cok uzaklara gitmiyorudu, en ufak bir seyle egleniyordum; olaylarin ozune gittiginiz zaman sizi saran o derin, esritici, korkunc yalnizliga daha once bir goz atmistim, fazla konusan insanlar canimi sıkıyorlardı..."eşiktekiler- philippe djian

bizim bayramı çocuklara dewredeli çok düşünür oldum

Gerçekten sıkıcı boğucu katlanılmaz dönemlerim oluyo kabul ama bi şekilde yine bununla başa çıkmaya çalışıyorum gerçekten pollyanacılığı başarabilen insanlardanım.Film izleyesim kitap okuyasım geldi en azından buna seviniyorum benim için nabız atışları başladı demektir.Sanırım bide okulun olmaması bunda çok etkili babacığımı çok özledim izmiri ewimi :(


"tıpkı ne olduğuna tam karar verilemeyen bu ara renk gibi, ara durumlar, ara duygular, belirsizlikler, bulanıklıklar yok mudur herkesin içinde, hayatında, seçimlerinde? insan kendine bile tanımını tam yapamadığı, çoğu kez istese de yapamayacağı duygular, durumlarla iç içe yaşamaz mı? her şeyin niyesini, nasılını o kadar bilerek mi yaşıyoruz sanki?"

"nedenini bilmeden ağladıklarımızın içimizden hiç gitmediğini artık biliyorum." MURATHAN MUNGAN

into the wild



bu filmi uzun süredir merak ediyodum ve filmi sürekli otostop çeken bi çocuğun macerası die tahmin ediodum.nasıl hayal ettiysem farklı bi film ama öle izlemeseydim olmazdı tarzı deildi..Kronolojik olarak kemerine olayları kazıması çok tatlıydı

Her şeyi gerçek adıyla söyle!
bazı insanların sevgiyi haketmediklerini düşünüyorum yani boş alanlara doğru sessizce yürüyorlar ve geçmişle aralarındaki uçurumu kapatıyorlar.
İnsanın hayatta güçlü olması önemli deil güçlü hissetmesi önemli..
EĞER HAYATIN MANTIK TARAFINDAN YÖNETİLDİĞİNİ DÜŞÜNÜRSEK YAŞAMA İHTİMALİNİ YOKETMİŞ OLURUZ(rafting yapıldıktan sonra sölenen cümle)
İnsanlar birbirini kaybettiğinde dahada yumuşuyor:(
Mutluluk neydi?komşuna duyduğun sevgi ,doğa ve bunlardan daha önemlisi bir eş bulmak sanırım mutlulukta ewrensel bi kawram:)
bir eş bulmak  bir erkeğin kalbi başka ne isterr?.

24 Ocak 2011 Pazartesi

eldiven schiller



Hangisini tercih ederdi acaba, unutulmaz bir roman kahramanı olmayı mı, yoksa korkusuzca seven ve sevilen mutlu bir aşık olmayı mı?
Siz hangisini seçerdiniz?
Hayat seçimlerle dolu ve Pascal'ın dediği gibi "her seçim bir kaybediştir," bir şeyi seçer, bir başka şeyi kaybedersiniz.
Ya da hiçbir şeyi seçemez ve her şeyi kaybedersiniz.
Bu da bir seçim... Bir şeyi seçip bir başka şeyi kaybetmek mi, hiçbir şeyi seçmeyip her şeyi kaybetmek mi?
Zırhlarımız, korkularımız, savunmalarımız, hesaplarımız bizi hep bir şeyi seçmemeye götürüyor, aklımız "öbürünü kaybetmemeliyiz" diyor... Ve en akıllı, en güç, en zırhlı, en hesaplı olduğumuz zamanda, her şeyi kaybediyoruz, en çok istediğimiz bizden en uzağa düşüyor.
Kendi seçimimizi yapamadığımız için de insanları sınayıp duruyoruz.
Eldivenlerimizi aslanların arasına atıp "Beni seviyorsan onu getir," diyoruz.
Bir eldivene bir aşk gidiyor.
Nietzsche, "Tanrıyı ve insanları denemeyin," diyor.
Schiller, eldiven şiirini yazıyor.
Peçorin, Anna Karenina'yı sevmiyor.
Anna Karenina, aşık olmayı hayatıyla ödüyor....

23 Ocak 2011 Pazar

umut




Taşınmak,sınav,yeterlilik,para bir sürü problem ve gerçekten yoğunluk,resimdekilerin hiç birini oluşturamayacağımız bir evde olsa merkezi bir yerlere taşınmak güzel umarım her şey istediğimiz gibi olur ama parasal konuların ciddi problem olduğu şu günlerdeki yoğunluktan ölmek üzereyim sanırım

22 Ocak 2011 Cumartesi

^^tolstoy^^

^^Nasıl kafa sayısı kadar düşünce varsa, kalp sayısı kadar da sevgi çeşidi vardır.^
            ^^ Her şey beklemesini bilen kişiye kendiliğinden gelir.^^
^^ İnsanlara en adil şekilde dağıtılan nimet akıldır. Çünkü kimse aklından şikayetçi değildir.^^